← Blog'a Dön

6 Eylül 2024

Idioms About SECRETS

Idioms About SECRETS

Herkesin küçük bir sırrı vardır, değil mi? Peki sırlarını saklarken ya da başkalarının sırlarını öğrenirken kullanabileceğin deyimleri biliyor musun? Birinin sırrını açığa çıkarmamak için "dilini ısırabilir" ya da duyduğun bir dedikoduyu "baklayı ağzından kaçırarak" paylaşabilirsin. Bu yazıda sırlarla ilgili en sık kullanılan deyimlere bakıyoruz.


Idioms about Secrets

my lips are sealed - Ağzım sıkı; kimseye söylemem

to dish the dirt - Dedikodu yapmak; birinin arkasından konuşmak

to keep something under your hat - Bir şeyi gizli tutmak; sır olarak saklamak

to sweep something under the carpet/rug - Bir şeyi halının altına süpürmek; bir şeyi görmezden gelmek

on the sly - Gizlice; sinsice

to cover your tracks - İzlerini örtmek; iz bırakmamak

a little bird told me - Bir küçük kuş söyledi; kulağıma geldi

to spill the beans - Baklayı ağzından kaçırmak; sırrı açıklamak

to be a fly on the wall - Duvarın dibinde bir sinek olmak; olup biteni sessizce izlemek

to bite your tongue - Dilini tutmak; konuşmamak

Örnek Cümleler
  1. **Don't worry, my lips are sealed.
    **Merak etme, ağzım sıkı.

  2. **They love to dish the dirt about their coworkers during lunch.
    **Öğle yemeğinde iş arkadaşları hakkında dedikodu yapmayı seviyorlar.

  3. **He asked me to keep the news under my hat until the official announcement.
    **Resmi açıklama yapılana kadar haberi gizli tutmamı istedi.

  4. **The company tried to sweep the scandal under the carpet.
    **Şirket, skandalı halının altına süpürmeye çalıştı.

  5. **They met on the sly to discuss the secret project.
    **Gizli projeyi tartışmak için sinsice buluştular.

  6. **A little bird told me that you're getting a promotion.
    **Küçük bir kuş, terfi alacağını söyledi.

  7. **Someone spilled the beans about the surprise party.
    **Biri sürpriz partiyle ilgili baklayı ağzından kaçırdı.

  8. **I wish I could be a fly on the wall during that meeting.
    **Keşke o toplantıda olup biteni izleyebilecek bir sinek olsaydım.

  9. **He tried to cover his tracks, but the evidence was too strong.
    **İzlerini örtmeye çalıştı, ama kanıtlar çok güçlüydü.

  10. **I wanted to argue, but I bit my tongue.
    **Tartışmak istedim, ama dilimi tuttum.